Girişimci Kadın Programı
Yaratıcılık ve tutkuyla kurduğun girişimini içsel gücünle köklendir
Kahve Görüşmesi İçin Tıklayın
Kahve Görüşmesi İçin Tıklayın
“Hayatınızdaki en önemli ilişki kendinizledir. Özünüzle bağ kurduğunuzda, enerjinizi kimsenin çalmasına izin vermezsiniz.”
Diane von Furstenberg
— Moda Tasarımcısı & Girişimci
KÜLTÜREL KODLAR VE ZİHİNSEL AĞIRLIKLAR
Tüm bunlar günün sonunda sizden ne kadar enerji götürüyor?
Tüm bu görünmeyen çaba; operasyonel yükler içinde boğulmaya, vizyondan kopmaya, yorgunluk ve tükenmişlik hisleriyle boğuşmaya neden oluyor… Stratejiye ve geleceğe akması gereken kıymetli potansiyel; görünmeyen yüklerin altında tükeniyor.
Zihnini, kalbini ve eylemlerini şirketinin yönü ile aynı noktaya hizalayarak netlik ve tutarlılıkla yol almanı destekliyoruz…
Sizi yoran tepkiler yerine; anda kalarak yanıt vermeyi tercih edebilirsiniz… Doğal enerjinize ulaşarak oyuncu, şevkli, şefkatli, yaratıcı, dostane, organize davranışları nasıl panzehir olarak kullanacağınızı öğrenirsiniz.
Başkalarının beklentilerine veya onayına ihtiyaç duymadan; kendi değerlerin doğrultusunda işinin direksiyonuna geçmek
Erkek egemen yönetim kalıplarını taklit etmeden; biricikliğini, şevkini, ezber bozan çözümlerini işine yansıtmak
Piyasa dalgalanmalarında, krizlerde öz-şefkat göstermek, zorlukları esneyerek ve uyum sağlayarak aşmak
Savunmaya ve saldırıya geçmeden, kabuğuna çekilmeden değerini, vizyonunu ve talebini özüne güven: özgüven ile ortaya koymak
Hataları birer başarısızlık değil gelişim verisi olarak okumak; mükemmeliyetçilik tuzağına düşmeden, deneyimleri üst üste koyarak ilerlemek
Duyguları inkar etmeden ve bastırmadan, arkasındaki gerçek ihtiyacı, düşünceyi ve kabulü görerek stratejik kararlarlarda hesaba katmak
Uluslararası ödüllü TIFF (Temple Index of Functional Fluency), liderlerin kriz ve stres anındaki davranış alışkanlıklarını bilimsel olarak haritalandırır.
3 temel insan işlevi, 9 davranış modunda 54 farklı tutumu ölçer.
Girişimciyi ve işini kilitleyen etkisiz tutum ve davranışlara panzehirler sunar.
Programda ölceliklendirilen 6 psikolojik sermayenin kalıcı birer davranışa dönüşmesini sağlar.
Psiko-Eğitim Koçu, Yönetim Danışmanı, TA, İşlevsel Akıcılık & TIFF Uygulayıcısı
Kendi girişimcilik yolculuğundan süzülen birikimi Transaksiyonel Analiz ve İşlevsel Akıcılık zemininde sunarak; kadınların otantik güçlerini ve öz değerlerini eyleme dökmelerine rehberlik ediyor.
Uzman Psikolojik Danışman, Nörokoç, İşlevsel Akıcılık & TIFF Uygulayıcısı
Düşünce, duygu ve davranışlar arasındaki görünmez köprüyü görünür kılarak iyi oluşu destekliyor. Kadınların toplumsal normlardan sıyrılıp kendileri olmalarına izin verme yolculuklarına rehberlik ediyor.
AR-GE & Satış Direktörü, İşlevsel Akıcılık & TIFF Uygulayıcısı
35 yılı aşkın saha, yöneticilik ve liderlik tecrübesini Koçluk, Nörobilim, TA ve İşlevsel Akıcılık ile birleştirerek; kadınların bilinçli ve farkında seçimler yaparak kendi hayatlarının öznesi olmalarına alan açıyor
Psiko-Eğitim Koçu, Yönetim Danışmanı, TA & TIFF Uygulayıcısı
Değişim ve dönüşümden korkmayan, merakının ve umudunun peşinden cesaretle koşan bir yolcuyum. İnsanın içindeki o muazzam potansiyele tüm kalbimle inanıyor; ezberlerin tutsaklığına meydan okuyup her insanın kendi biricik özgürlüğüne ulaşmasını hedefliyorum.
Girişimciliği hiçbir zaman sadece teoride öğrenmedim. Girişimci bir babanın evladı ve çalışanı olarak işin tam kalbinde; batış sancılarıyla ve çıkış heyecanıyla bizzat deneyimledim. Erkek egemen sektörlerde kendi sesimi ve varlığımı inşa ederken tek bir gerçeği çok net gördüm: Her şeyin özünde “insan” var. Bir şirketin başarısını veya sürdürülebilirliğini sadece pazar koşulları ya da finansal tablolar belirlemiyor. Kurucusunun içsel dengesi, duygusal esnekliği ve olayları ele alma biçimi o yapının seyrini doğrudan etkiliyor.
Bu derin farkındalık ve kendi biricikliğimi ortaya koyma arzusuyla, henüz babamla çalıştığım o dönemde ilk girişim yolculuğuma adım attım ve PSG Eğitim şirketini kurdum. Sahadaki bu pratik tecrübemi akademik bir zeminle desteklemek amacıyla İşletme Yüksek Lisansıma yöneldim. Tezimi; küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) operasyonları ile stratejilerini Balanced Scorecard (Dengeli Puan Kartı) yöntemiyle hizalaması üzerine yazdım. Bugün yürüttüğüm “içsel hizalanma” yaklaşımımın felsefi ve stratejik temelleri, sahadaki bu gözlemlerimle akademik birikimimin kesiştiği o günlerde şekillendi.
Devamında, öğrencilerin kişisel farkındalık zemininde kendilerine uygun kariyer planlamasıyla geleceklerini inşa etmelerine rehberlik eden PSG Kariyer’i hayata geçirdim. İnsanı ve davranışların arkasındaki dinamikleri daha derinlemesine anlama arayışım beni İngiltere’deki Transaksiyonel Analiz (TA) eğitimlerine ve İşlevsel Akıcılık (Functional Fluency) modeliyle buluşmaya götürdü. İşlevsel Akıcılık’ın Türkiye Network’ünü kurarak bu yapıyı ülkemize kazandırırken, bir yandan da Eğitim alanında Türkiye’deki ilk TA uzmanı olma yolculuğumu kararlılıkla sürdürüyorum.
Bu yolculukta TA’nın bana kattığı en kıymetli derinliklerden biri; farkında olmadan çocukluktan itibaren kaleme aldığımız Yaşam Senaryolarımızı (Script) ve zihnimize işlenen Kültürel Ebeveyn kalıplarını görünür kılmak oldu. Bize ait olmayan, kuşaklardan ve toplumdan miras aldığımız “Kadın dediğin…” ile başlayan görünmez kodları ve bunların yarattığı kronik utanç, suçluluk, kaygı gibi duyguları fark etmenin; bir kadının kendi özgün gücüne ve özerkliğine kavuşmasındaki en kritik anahtar olduğunu burada bizzat tecrübe ettim.
Zamanla tüm bu birikimi; Eğitim, Psikoloji ve Yönetim disiplinlerini harmanlayarak Transaksiyonel Analiz, İşlevsel Akıcılık ve Varoluşçu Analiz zemininde şekillendirdiğim bu Kadın Girişimci Psiko-Eğitim Programı‘na dönüştürdüm. Bugün bu yolculuğu, kadınların kendi içsel güçlerini ve öz değerlerini sahiplenmeleri için bir içsel aktivizm inisiyatifi olarak sürdürüyorum. Kurduğum bu alanda kadınların;
“Doğru ve yanlış fikirlerin ötesinde bir bahçe var.
Orada sizinle buluşmayı bekliyorum…” — Mevlana
Uzman Psikolojik Danışman, Nörokoç, İşlevsel Akıcılık & TIFF Uygulayıcısı
“Düşüncelerin kalitesi, yaşam kalitesini belirler.” Yaptığım her çalışmanın temelinde bu inanç yatıyor, beni bu amaca yönlendiriyor: Düşünce, duygu ve davranışlarımız arasındaki o görünmez köprüyü görünür kılmak; yaşam kalitesini ve iyi oluşu desteklemek.
Lisans eğitimimi Yıldız Teknik Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünde tamamladıktan sonra, yüksek lisans tezimde mükemmeliyetçilik, olumsuz değerlendirilme korkusu ve yetersizlik duygularını derinlemesine inceledim. İnsan davranışını şekillendiren inanç sistemlerini anlama arayışım beni Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi (REBT) yaklaşımıyla buluşturdu ve çalışmalarımın teorik omurgasını oluşturdu.
Yüksek lisans sürecimde PSG Eğitim ve Kariyer çatısı altında Püren Savaş Gedikoğlu ve ekibimizle yollarımın kesişmesi, akademik birikimimi sahada psiko-eğitimlere dönüştürme fırsatı sundu. Bu süreçte tanıştığım İşlevsel Akıcılık (Functional Fluency) modeli ve Transaksiyonel Analiz (TA) kuramı, kişileri etiketlemek yerine davranışların arkasındaki nörolojik ve psikolojik seçim gücünü ortaya koyan yaklaşımıyla çalışmalarımıza yön verdi. Türkiye Network’ünün kurucu ekibinde yer alarak; TIFF Uygulayıcısı, TPLT Eğitmeni, TAPDA sertifikalı TA uygulayıcısı, Nörokoçluk ve GOTM (İşlevsel Akıcılık Matı) uzmanlıklarımı bir araya getirdim.
Tüm bu birikimin kalbinde, kadınlarla yürüttüğüm çalışmalarda derinleşen çok net bir hakikat var: Bizler bize ait olmayan yükleri taşıyoruz.
Toplumun zihnimize birer gizli komut gibi kazıdığı “Kadın hizmet eder”, “Kadın evde çocuklara bakar”, “Kadın, çok karışmaz, sesini çıkarmaz” gibi mesajlar; kendini var etme, sesini duyurma ve öz gücümüzü sahiplenme yetimizi gölgeliyor. Oysa toplumun baskılamaya çalıştığı ya da çekindiği güç, dışarıdan kazanılacak bir şey değil; üzerimize giydirilen normlar soyuldukça ortaya çıkan özümüzün ta kendisi.
Sıkı sıkıya sarıldığımız mükemmeliyetçiliği, olumsuz değerlendirilme kaygılarını ve toplumsal dayatmaları bir kenara bırakıp normlardan sıyrılmanın ve kendimiz olmaya izin vermenin muazzam bir şifa getirdiğine inanıyorum. Kadınların görünmez köprülerini inşa etmelerine, zihinsel kalıplarını dönüştürmelerine ve iyi oluşlarına eşlik ederken; ben de her geçen gün kendim olmaya biraz daha izin veriyorum…
AR-GE & Satış Direktörü, İşlevsel Akıcılık & TIFF Uygulayıcısı
35 yılı aşkın kurumsal yaşamım boyunca üretimin, Ar-Ge’nin, yöneticiliğin, ekiplerin ve iş dünyasının farklı alanlarında yer aldım. Biyoteknoloji alanındaki akademik geçmişim bana süreçleri, sistemleri ve dönüşümü bilimsel bir bakışla ele almayı öğretti. Ancak yıllar içinde beni giderek daha fazla düşündüren başka bir soru oldu: Aynı bilgiye, aynı imkâna ve aynı hedefe sahip insanlar neden bu kadar farklı davranıyor?
İş hayatında çok kez şunu gördüm: Bir değişimin önündeki asıl engel çoğu zaman bilgi eksikliği, strateji ya da kaynak yetersizliği değil; insanın alışkanlıkları, korkuları, kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişki ve farkında olmadan taşıdığı içsel kalıplar oluyor.
Bu farkındalık beni insan davranışını daha yakından anlamaya yöneltti. Koçluk, nörobilim, Transaksiyonel Analiz ve İşlevsel Akıcılık yaklaşımlarıyla tanışmam, yıllardır sahada gözlemlediğim pek çok dinamiği başka bir gözle görmemi sağladı. Kendi çalışma ortamımda yürüttüğüm dönüşüm ve farkındalık çalışmalarında da değişimin yalnızca “ne yapmamız gerektiğini” bilmekle değil; kendimizi nasıl gördüğümüzü, ne hissettiğimizi ve ilişkilerimizi nasıl kurduğumuzu fark etmekle başladığını deneyimledim.
Kadınlarla ilgili meselelerde ise bu farkındalık benim için daha da derinleşti.
Kadınların önünde duran engellerin yalnızca dışarıdaki koşullardan ibaret olmadığını; toplumdan, aileden ve kuşaklardan taşınan görünmez mesajların da zamanla içselleşebildiğini gördüm. “Yeterince iyi miyim?”, “Bunu istemeye hakkım var mı?”, “Sesimi çıkarırsam ne olur?”, “Önce başkalarını mı düşünmeliyim?” gibi çoğu zaman dile bile gelmeyen soruların, bir kadının kendi yaşamındaki seçimlerini ne kadar güçlü biçimde etkileyebildiğini fark ettim.
Bu nedenle kadınların güçlendirilmesi fikrinden çok, zaten sahip oldukları gücü fark etmeleri ve ona yeniden ulaşmaları düşüncesi beni çok heyecanlandırıyor.
Inner Activism for Women’a gönül verme nedenim de tam olarak bu.
Kadınların kendilerine ait olanla olmayanı ayırt etmelerine, otomatikleşmiş düşünce ve davranış kalıplarını fark etmelerine, kendi seslerini daha net duymalarına ve yaşamlarında daha bilinçli seçimler yapmalarına alan açmak istiyorum.
Benim için içsel aktivizm; büyük değişimlerin her zaman dışarıdan başlamadığını kabul etmek demek. Bazen en köklü dönüşüm, insanın kendi içinde sessizce başlayan bir fark edişle mümkün oluyor.
Ve belki de asıl özgürlük, başkalarının bizim için yazdığı hayatın içinden çıkıp kendi hayatımızın öznesi olabilmekle başlıyor.
Sosyolog
Çok Yakında…